‘‘İki pandemi ve iki Avrupa hikâyesi’’

Guardian’dan Jon Henley’in aktardığı haberde, Avrupa Dış İlişkiler Konseyinin, 12 AB ülkesinde yapılan anketlere dayanan araştırması ele alındı. Araştırmada, pandeminin, Avrupa kıtasının siyasetini yıllarca şekillendirebilecek farklı kategorilerde bölünmeler yaratacağına dikkat çekildi.

Bu bölünmeler, özellikle bloktaki bölgelerin pandemiye ilişkin farklı deneyimlerini yansıtıyor. Birbirinden ayrışan bu deneyimlerin içinde; bölgeler arası farklılıklar, yaş grupları ve bireylerin yaşamları üzerindeki etkisi noktasında yol ayrımları bulunuyor.

Araştırma, aynı bloktaki ülkelerin son 18 aylık dilimindeki Covid-19 deneyimini kapsayacak şekilde yürütüldü.

Guardian, ‘‘Avrupa’nın bugün bölünmüş deneyimlerin bir kıtası’’ olduğunu yazarak 2008 yılında Avrupa’yı saran borç krizi ve 2015’teki ‘‘göç krizi’’ olarak adlandırılan döneme referans verdi.

Yakın dönemde ciddi bölünmelere yol açan periyodların üstüne yeni bir yol ayrımı olarak Covid-19 eklendi.

Araştırma, Avrupalıların yüzde 54’ünün pandemiden ciddi şekilde etkilenmediği ancak Güney ve Doğu Avrupa’daki çoğunluğun genel anlamda kişisel zorluklara dikkat çektiğini yazdı. Kuzey ve Batı Avrupa’dakiler ise Covid-19’u uzaktan izledi.

Ankete sonuçlarında; Danimarka’da (yüzde 72), Almanya’da (yüzde 65), Fransa’da (yüzde 64), Hollanda’da (yüzde 63) pandeminin son 18 ay içinde kendilerine, ailelerine veya arkadaşlarına ciddi hastalık, kayıp veya ekonomik sıkıntıya neden olmadığını söyledi.

Ancak bu oranlara tezatlık oluşturacak şekilde Kuzey ve Batı Avrupa’daki vatandaşlar ise tam tersini bildirdi. Macaristan (yüzde 65), İspanya (yüzde 64), Portekiz (yüzde 61), Polonya (yüzde 61), Bulgaristan (yüzde 59) ve İtalya ve Doğu ve Güney Avrupa’daki ülkeler (yüzde 51) oranıyla özellikle etkilendiğini vurguladı.

Sonuç olarak Kuzey ve Batı Avrupa’daki insanlar, Güney ve Doğu Avrupa’daki insanlarla karşılaştırıldığında, pandemiden özellikle etkilenmiş hissetmiyorlar.

Araştırma kapsamında dikkat çekici parantez kuşak farkıydı. Pandemiden etkilenen 12 ülkede 60 yaşın üzerindeki katılımcıların yaklaşık üçte ikisi (yüzde 64), 30 yaşın altındaki kişilere (yüzde 43)’e kıyasla kişisel bir etki yaşamadıklarını belirtti. Fransa ve Danimarka’da 30 yaşın altındakilerin çoğu ise zarar görmediklerini söyledi.

Doğu ve Güney’deki dört ülkede (İspanya, Portekiz, Macaristan ve Polonya) 60 yaşın üzerindekilerin çoğu ise pandemiden rahatsızlıklarını dile getirdi.

Anket kapsamında, 30 yaş altındaki tanımlanan genç grubun, yüzde 43’ünün hükûmetlerin amaçlarına şüpheyle baktığına dikkat çekildi. Ankete katılanlar karantina uygulamasını şu şekilde değerlendirdi:

Yüze 20: 30 yaş altındaki grup Covid-19 karantinalarının ”halkı kontrol etmek için bir bahane” olduğunu dile getirdi.

Yüzde 23: ”Kontroldeymiş gibi bir görüntü yaratmak için” olduğunu dile getirdi.

Yüzde 71: 60 yaşın üzerindekiler virüsün yayılmasını ”kontrol altına almayı amaçladıkları”nı dile getirdi.

Guardian’dan Jon Henley:

Genel olarak ankete katılan tüm ülkelerde yüzde 64’ü resmî kararların kamu güvenliği tarafından verildiğine inanıyor. Yaklaşık yüzde 19’u ise esas olarak hükûmetin acizliğini ve yetersizliğini örtbas etmeye yönelik ‘şüpheli’. Yaklaşık yüzde 17’si ‘suçlayıcı’ ve kısıtlamaların temel amacının hükûmetlerin insanların yaşamları üzerindeki kontrolünü artırmak olduğuna inanıyor.” ifadelerini kullandı.

Veriler, pandemiye yaklaşım konusunda iki farklı kutbu temsil ediyor. Bunlardan biri pandemiyi bir sağlık krizi olarak deneyimleme ve ele alma. Bu kategoride konumlanan çoğu birey, hükûmetlerin amaçlarına güveniyor.

İkinci kategori ise pandemiyi bir ekonomik kriz olarak deneyimleyen ve bunun sonunda hükûmetlerin amaçlarına yönelik daha şüpheci olan grubu temsil ediyor.

Anket, Avrupalıların yalnızca yüzde 22’sinin hayatlarını Covid-19 döneminde özgür hissettiklerini söyledi. Özgür hissetmeyenlerin oranı pandemiyi özellikle ekonomik bir felaket olarak deneyimleyen ve ele alan bireyler arasında daha fazla olduğu kaydedildi.

Avrupa’nın demirbaşı olan en büyük ekonomisi Almanya’da yüzde 49 oranında ”özgür hissetmeyenler” çoğunluktaydı.

Raporun yazarları, pandemi sonrasında özgürlük ile ilişki kurma biçimlerinde köklü değişiklikler olduğunu ve bundan sonraki dönemeçte siyasi partilerin özgürlük ile ilişki kurma biçimindeki tavrının önemli olduğuna dikkat çekti.

Bölünmelerin temelde halk sağlığı, ekonomik mağduriyet ve özgürlük ekseninde şekillendiğini ancak en belirleyici bölünmenin ise nesiller arasındaki farklılıklardan doğabileceği vurgulandı.

Bölünmelerin ise kamuoyunun gözleri içinde yaşandığını ve bu durumun ”Avrupa’da yeni bir siyasi çağ” yaratabileceği yazıldı.

Guardian

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir